İçeriğe geç
Afyon Mercek

Gündelik meraklara net bir mercek

Şaşırtıcı Bilgiler 4 dk okuma Tufan Ilgaz

Neden Bazı Sayılar Uğurlu ya da Uğursuz Sayılır?

Sayılara yüklenen uğur ve uğursuzluk anlamları kültürden kültüre değişir. Dilin sesi, dinî miras ve zihnin örüntü kurma eğilimi bu inançları nasıl besliyor?

Bir otel koridorunda 13 numaralı odanın atlanması, bir hediyede çift sayı tercih edilmesi, bir binada 4. katın başka bir isimle anılması... Sayılara yüklenen uğur ve uğursuzluk anlamları dünyanın her yerinde karşımıza çıkar. İlginç olan, bu anlamların evrensel olmamasıdır: bir kültürde kaçınılan sayı, başka bir kültürde bereket işareti sayılabilir. Bu farklılık, sayıların kendisinde gizli bir özellik olmadığını, anlamın dil, din, tarih ve alışkanlık üzerinden kurulduğunu gösterir.

Dilin sesiyle kurulan bağ

Sayı inançlarının en yaygın kaynaklarından biri, sayının okunuşunun başka bir kelimeye benzemesidir. Doğu Asya dillerinde dört sayısının okunuşu ölüm anlamına gelen kelimeyle çok yakındır; bu benzerlik yüzyıllar içinde dörtten kaçınma alışkanlığına dönüşmüştür. Aynı dillerde sekiz sayısının okunuşu bolluk ve kazançla ilişkili bir kelimeyi çağrıştırdığı için tercih edilir. Burada işleyen mekanizma matematiksel değil, tamamen dilseldir; sayı bir sesin taşıyıcısı haline gelmiştir.

Bu tür ses benzerlikleri, dil değiştiğinde ortadan kalkar. Türkçede dört ile ölüm arasında böyle bir çağrışım yoktur, dolayısıyla bu sayıya ilişkin bir çekince de gelişmemiştir. Benzer biçimde, bir kültürde çok güçlü olan bir sayı inancının başka bir toplumda hiçbir karşılığı bulunmaması sıradan bir durumdur. Anlam, sayının kendisinde değil, o sayının dil içindeki komşuluklarında saklıdır.

Dinî ve mitolojik miras

İkinci büyük kaynak, dinî metinler ve anlatılardır. Yedi sayısı pek çok gelenekte tamamlanmışlık ve düzenle ilişkilendirilir; haftanın yedi günü, kadim gök cisimlerinin sayısı ve çeşitli anlatılardaki yedili tekrarlar bu algıyı pekiştirmiştir. Üç sayısı, başlangıç, orta ve son gibi üçlü yapıların yaygınlığı nedeniyle bütünlük hissi verir. Kırk sayısı ise beklemeyi, olgunlaşmayı ve bir sürecin tamamlanmasını anlatan bir ölçü birimi gibi kullanılmıştır.

Uğursuzluk tarafında da benzer bir miras vardır. On üç sayısına yüklenen olumsuz anlamın, on ikinin uzun süre düzenli ve kapalı bir bütün sayılmasıyla ilgisi olduğu düşünülür. On iki ay, on iki burç, on iki saatlik bölümler gibi düzenli gruplardan sonra gelen sayı, tamamlanmış düzenin dışına taşan fazlalık gibi algılanmıştır. Zamanla bu algı anlatılarla beslenmiş, sonunda kurumsal alışkanlıklara kadar sinmiştir.

Sayı sistemlerinin etkisi

Hangi sayıların özel görüldüğünü, kullanılan sayma sisteminin de belirlediği söylenebilir. On parmağa dayanan onluk düşünme alışkanlığı, on ve katlarını doğal bir eşik gibi görmemizi sağlar. Öte yandan on iki sayısı ikiye, üçe, dörde ve altıya bölünebildiği için ticarette ve ölçümde pratik bir birim olmuş, bu pratiklik ona ayrı bir saygınlık kazandırmıştır. Düzine kavramının bu kadar uzun ömürlü olması tesadüf değildir.

Tekil, çift ve simetri algısı

Bazı kültürlerde çift sayılar denge ve beraberlik anlamına gelirken, bazılarında tam tersine tekil sayılar tercih edilir. Hediye edilen çiçek sayısının tekil ya da çift olması, bazı toplumlarda kutlama ile yas arasındaki ayrımı bile belirler. Bu tercihlerin arkasında çoğunlukla simetri sezgisi vardır: çift sayı bölünebilirliği ve eşleşmeyi, tekil sayı ise bölünmezliği ve tekliği çağrıştırır. İkisinin de olumlu ya da olumsuz sayılması, o toplumun neyi değerli gördüğüne bağlıdır.

İnanç neden kolay yerleşir?

Zihin, rastlantısal olayları hikâyeye bağlamaya eğilimlidir. Kötü bir gün yaşandığında takvimde ya da oda numarasında dikkat çeken bir sayı varsa, bu ikisi arasında bağ kurulması kolaydır. Buna karşılık aynı sayının yaşandığı sıradan yüzlerce gün hatırlanmaz. Doğrulayan örneğin akılda kalıp, doğrulamayanın unutulması, inancın kendi kendini beslemesine yol açar. Bir sayı bir kez uğursuz etiketini aldığında, ondan sonraki her olumsuzluk bu etikete kanıt gibi eklenir.

Toplumsal pekiştirme de önemlidir. Asansörde bir kat numarasının atlanması ya da bir uçakta belirli bir koltuk sırasının bulunmaması, inancın kişisel bir tercihten çıkıp görünür bir kurala dönüştüğünü gösterir. İnsan, çevresinde herkesin uyduğu bir alışkanlığı sorgulamadan sürdürme eğilimindedir. Böylece inanç, gerekçesi çoktan unutulmuş olsa bile yaşamaya devam eder.

Günlük hayatta karşılığı

Sayı inançları çoğu zaman zararsız bir gelenek olarak kalır; bir tarihe anlam yüklemek, bir sayıyı hatıra saymak insana keyif verir. Ancak bu inançlar önemli kararları yönlendirmeye başladığında, örneğin bir tarih yüzünden gereken bir işin ertelenmesi durumunda, maliyeti gerçek olur. Ayırt edici soru basittir: bu tercih bana iyi hissettiren bir alışkanlık mı, yoksa yararlı bir seçeneğin önüne geçen bir engel mi?

Sayılar kendi başlarına ne uğur getirir ne de talihsizlik. Onları özel kılan, insanların yüzyıllar boyunca bu sembollere yükledikleri hikâyelerdir. Bu hikâyeleri bilmek, hem farklı kültürleri anlamayı kolaylaştırır hem de kendi alışkanlıklarımızın nereden geldiğini görmemizi sağlar. Sonuçta bir sayının anlamı, onu kullanan topluluğun ortak hafızasında saklıdır.

Şaşırtıcı Bilgiler kategorisinden